Ulus’ta, yeni bir ulus doğdu

Ülkenin her yerinden gelmişlerdi. Otobüsleri zincirlenenlerin, polis barikatlarından geri çevrilenlerin burukluğu yüreklerinde… Çoluk çocuğu, yaşlısı genciyle, işçisi işsiziyle yediden yetmişe bir halk ayağa kalkmıştı. Kendisine kapatılan yolları aşarak, ara sokaklardan geçerek Ulus’a ulaşmışlardı. Birbirlerinin yüzlerine kardeşlikle bakıyorlardı.

Ellerinde bayrakları, güneşli gökyüzünde umutları, adımlarında kararlılıklarıyla geldiler. Babalarının omzunda çocuklar, oğullarının kolunda yetmişlik nineler, onurunu duyumsadığı cumhuriyetin dikleştirdiği dedeler, yaşamın yükünü taşımaktan alnı kırışmış kadınlar ve hepsinden daha olgun, gelecek kuruculuğunun omuzlarına yüklendiğinin bilinciyle gençler…

Geldiler bir büyük sesin harfleriyle ağızları dopdolu,
suskun çamuru küremek için kentin gölgeli
sokaklarından, sıyırıp almak için yıllardır gökyüzüne
birikmiş pası, ovmak için isli alnını sabahın.

Kemal Özer

Parababalarının çıkarları uğruna yıllardır ezilmekten lime lime olmuş yüreklerin isyanıyla gelmişlerdi. Hergün milyonlarca ekrandan yüzlerine bağırıp çağıran despota “hooop!” demek için buluşmuşlardı. Yeter! Biz halkız. Tek tek aldatabilirsin bizi. Ekmek parası uğruna ezim ezim ezebilirsin. Kanunların, karakolların, 4 artılı okulların, polisin karşısında tek başımıza çaresiz bırakabilirsin. İşte buna “dur!” demenin yolunu bulmak için buradayız. Hep birlikte. Cumhuriyet kardeşliğiyle. Hep ileri… Yeni bir halk, yeni bir ulus yaratmak, bize yakışan bir cumhuriyet kurmak için yollardayız.

Onların içindeydim. Onları şairlerinin dizeleriyle anlamaya çalışıyordum. “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin?” demiştin; işte, halkın Ulus’ta mutluluğun resmini yapıyor, Nâzım… Gelirken yanına senin resmini de almış. Ulularımızın fotoğrafları pankart yapılmış. Ulusun simgesi bayrağa, yüreğin öfkesi yumruğa, bilincin aydınlığını da katmışlar. Kimler yok ki pankartlaşan resimlerde. Namık Kemal’ler, Tevfik Fikret’ler, Mahir Çayan’lar, Deniz Gezmişler, Halide Edip’ler, Yakup Kadri’ler, Sabahattin Ali’ler, Aziz Nesin’ler… Ben bu resimlere daha fazla bakarsam, kesin ağlarım.

Meydanda bir halk cumhuriyet kardeşi olmuş, gürlüyorduk. Zalim bu coşkuya dayanamadı. Bebelerin gözüne, ninelerin yüzüne, gençlerimize, kadınlarımıza, hepimize zehirli gazla saldırdı. “Pentagon’un irinli suyunu” da sıktılar, Hüseyin Haydar. Ama halkın direnci öyle büyüktü. Dağıtamadılar. Zulmün barikatlarını yıktı geçti.

Bir gün önce Aydınlık’ta önceden haberini vermişti şair Hüseyin Haydar:

Anadolu teknesinde yoğruldu cumhurun ruhu da,
Ete kemiğe büründü, İlk Meclis’in önünde göründü!

Yürüdü halk yeni bir ulus yaratmanın ilk adımlarıyla. 1923 Cumhuriyetinin Meclis’inin önündeki barikatı yıkarak. Anıtkabir’e yürüdü. Yeni ulus olma, halk cumhuriyetini kurma görevini, ülkeyi işgalcilerden ve işbirlikçilerden kurtarma kararlılığını ve sorumluluğunu Atatürk’ün tepesinde dünyaya ilan etmek için… Yollara sığmadı. Anıtkabir iğne atsan yere düşmez bir kıyama sahne oldu. Herkes birbirine “bugünleri de gördüm ölsem gam yemem gayrı” mı diyordu, yoksa şairlerin rehberliğinde halka kapılan ben mi uydurdum.

Bir gün önce Hüseyin Haydar yazmıştı: “Halkın terazisi, hak dağıtacak yakında.”

Yeni halk, yeni ulus kendine yakışan cumhuriyeti kuracaktır. Gitgide daha da siyasallaşarak örgütlenen halkımız, emekçi karakterinin ekseninde bir halk cumhuriyeti kurmakla yükümlüdür. Emin olun, o cumhuriyetin devletinde Anadolu ülkesi, her insanına dünya cenneti yaşatacaktır.

 

68’lilerin otobüsünde “ölü salamurası” semineri

Ataşehir Belediyesi’nin 68’liler Vakfı için görevlendirdiği bir otobüsle AKM önünden yola çıkıyorduk ki, otobüse binen bir sivil polis, şoförü, otobüsü yolcularını almadan gitmeye zorladı. Bu sırada 68’li Cemil ağbimiz, Cemil Orkunoğlu 68’liye yakışan bir refleksle polisin yakasına yapışıp alaşağı etti. Televizyon kameraları çekim yapıyor, şoförümüz Savaş, engellemenin yasadışı oluşunu anlatıyordu. Dönüş yolunda Savaş’ın hiç susmayan telefonlarından, bu demecinin birçok kanalda yayımlandığını öğrenecektik.

Yola koyulmuştuk ki, Beşiktaş’ta polis otobüsümüzü durdurdu. Yarım saat süren bir baskı ve engelleme girişimi, başta Merdan ağbimiz, Merdan Aslan, 68’lilerin kararlı tepkisiyle boşa çıkartıldı. İstanbul’dan birçok otobüsün sudan bahanelerle “bağlandığı”, haberleri geliyordu.

Molalar, Ulus buluşmasının öteki araçlardaki yolcularıyla selamlaşarak renklendi. Cemil Orkunoğlu ağbimizin aydınlanma seminerlerinden de söz etmeliyim. Özellikle “Agoni”, can çekişme üstüne söyledikleri ilginçti. Avukatlık yapan Cemil Orkunoğlu, mezardan çıkartılan birçok cesedin otopsisine katılmış. Gömülen ceset bazı durumlarda mumyalanmış gibi, bozulmadan kalabiliyor. O, buna “mumifikasyon” diyor. Zayıf bir insan cesedi, kuru bir toprakta kuruyarak çürümeyebiliyor; şişman bir insan cesedi de ıslak bir yerde mumyalaşmaya uğruyor. Geçenlerde çıkarılan Turgut Özal’ın cesedini anımsatıyor Orkunoğlu. Bu türden bozulmamış görünen bir ceset çıkarılıp incelendiğinde, tek bir dokunuşla dağılıp parçalanıyor. “AKP on yıldır iktidarda ve sağlam göründüğüne bakmayın”, diyor Cemil ağbimiz; “Mezar kazıcıları harekete geçtiğinde ve uygun noktada dokunulduğunda nasıl bir ölü salamurası olduğu görülecektir.”

Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü 2015

Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü 2015

Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü 2015, Afyon'dan İzmir'e 14 günde 22 ilde düzenlenen anma faaliyetleri ile gerçekleştirildi.
Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü 2001

Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü 2001

2001 senesinde düzenlediğimiz Ulusal Bağımsızlık Yürüyüşü hakkındaki, haberler, yazılar, fotoğraflar
Ergin Konuksever Belgeseli

Ergin Konuksever Belgeseli

'Son Süvari', yönetmen Dilşat Zülkadiroğlu'nun gözünden Ergin Konuksever'in hayatını ve 68 hareketine katkılarını anlatıyor.
All for Joomla All for Webmasters

68'liler Birliği Vakfı
Kurabiye sok. No 9 Kat 3
Beyoğlu, İstanbul / Türkiye

+90 (212) 243-8624
+90 (537) 487-7290
+90 (532) 204-8029

iletisim@68lilerbirligivakfi.org

http://www.twitter.com/68liler

http://www.facebook.com/68lilerbirligivakfi 

68'lilerin Devrim Andı

Biz devrimciler olarak...
Sayımızın azlığına, düşmanın çokluğuna bakmadan,
bıkmadan, yılmadan, yorulmadan
TAM BAĞIMSIZ VE GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE İÇİN;
bizi mahvetmek isteyen emperyalizme,
bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı,
son nefesimize kadar mücadele edeceğimize,
devrimci şerefimiz üzerine ant içeriz.

100 TL BAĞIŞ

100

TOPLANTILARA KATKI

100 TL katkınız
vakfımızın toplantılarına güç katacak.

Bağış

500 TL BAĞIŞ

500

TANITIMA KATKI

500 TL katkınız
vakfımızın tanıtımına güç katacak.

Bağış

1000 TL BAĞIŞ

1000

ETKİNLİKLERE KATKI

1000 TL katkınız
vakfımızın etkinliklerine güç katacak.

Bağış